Çocuklarda İşitmenin Değerlendirilmesi

 

0–6 yaş arası bebek ve çocuklarda işitmenin değerlendirilmesi, bulundukları yaş dönemine göre farklı teknikler gerektiren bir alandır. Yaşları küçüldükçe sübjektif odyometrik testlerin uygulanması güçleşir. Uygulamalarda, çocuklar çabuk yorulurlar ve yoğunlaşmalarını çabuk kaybederler. Özellikle hasta veya korkmuşlarsa işlemler daha da güçleşir.


yakamoz cocuk

 

Çocuklar muayene edilmeden önce yapılması gereken iki iş bulunmaktadır:
Birincisi, çocuğun ailesinden öykü bütünlüklü olarak alınmalıdır.
İkincisi, çocuğa en az oranda rahatsızlık verecek şekilde işitme kaybının türünü ve derecesi saptamasına olanak tanıyacak teknikleri belirlemek.

 


Şu unutulmamalıdır ki, bir çocuk işitme ile ilgili bir kliniğe yönlendirilmişse çocuğun işitme becerisi hakkında kuşkulanılmış demektir. Çocuğun ailesinden bilgi alınırken dahi çocukla oynamak veya iletişim kurmak yoluyla çocuk hakkında daha fazla bilgiye ulaşılabilir. Bir diğer önemli unsur ise test ortamıdır. Test ortamı çocuğun kendisini rahat hissedebileceği özellikte olmalıdır.


Klinik Öykü


Çocuğun kaydı daha önceden hazırlanmış formlarla tutulabilir (bkz handbook of audiological tekniques; 86–89).


Muayene Teknikleri


Unutulmaması gereken en önemli konulardan birisi, çocukların kronolojik yaşı değil, mental gelişim düzeyinin esas alınmasıdır. Her bir yaş işitsel gelişiminin farklı bir aşamasına karşılık gelir ve her bir aşamada o yaş dönemine uygun işlemler uygulanması gerekir.


Davranışsal teknikler (0–6 ay)


Bu teknikler koşulsuz reflekslerin gözlenmesine dayanır. Bu refleksler, bebeklerin normal davranışlarında, sessiz bir ortamda verilen 50–80 dB’lik akustik uyaranla eş zamanlı ortaya çıkan değişimlerdir.


Uyaranlar bebeklere beslenmeden yarım saat önce verilmelidir. Bu yaş döneminde olan bebek, uyaranlar karşısında iki yolla tepki verirler. Birincisi pozitif tepki. Göz kırpma, gülümseme, kaşları çatma, uyanma veya Moro gibi savunma refleksleri ortaya çıkar. Negatif tepkilerde ise bebek o esnada yapmakta olduğu davranışı bırakır; örneğin, bebek parmağını emiyorsa emmeyi bırakabilir.


Yeni doğanların işitmelerini ölçen birçok yöntem geliştirilmiştir. Bu yöntemler genellikle yeni doğan ünitelerinde, özellikle risk faktörü yüksek bebeklerin taranması şeklinde uygulanır.


Reaktometri:


3 ila 5 günlükken uygulanır. Uyaran, modüle edilmiş saf sesten, beyaz gürültüden veya 3–4 kHz merkezli dar bant gürültüden oluşur.


Bu frekans aralığının seçilmesinin nedeni, bebeklerde işitme sistemine yapılan herhangi bir hasar yüksek frekanslarda işitme kaybına yol açmaktadır.


Ses, test edilen kulağa serbest alan olarak, 60–90 dB’de, 500 ms süreyle ve 20 cm mesafeden verilir ve reaktometre adı verilen ses üreteciyle oluşturulur.


Görülen tipik davranışlar Moro refleksi, göz kırpma, emme, irkilme refleksi ve ağlamadır. Test, yeni doğan üniteden ayrılana kadar günde iki kez uygulanabilir.


ARC (işitsel yanıt beşiği):

(auditory response cradle)
İlk beş günde uygulanır. Bu otomatik tarama işlemi 1979 yılında Dr. Mike Bennet tarafından geliştirilmiştir. Yeni doğanlarda motor ve solunum tepkilerini elektronik olarak görüntüler. Objektif bir testtir; gözleme dayalı bir değerlendirme gerektirmez.

işitsel yanıt beşiği


Motor davranışlar başın çevrilmesi, vücut hareketleri ve başın geriye çekilmesinden oluşur. Bu hareketler mikro işlemci birimiyle algılanır. Solunum değişimleri ise karna sarılan kemerin içine yerleştirilen bir transduserle ölçülür. Uyarıcı olarak rezonans aralığı 125–4000 Hz olan geniş bant gürültü kullanılır. Uyarıcı 87 ±3 dBA SPL’ de 2 saniye süreyle verilir.


Uyaran şiddeti bebeğin dış kulak kanalına yerleştirilen prob mikrofonla görüntülenir. Yeni doğanlarda tepkiler uyanıklık derecelerine göre değişiklik gösterir. Ölçüm bebeğin sakin olduğu dönemde; yani, hareketsiz olduğu ve beş saniye boyunca düzenli nefes aldığı durumda, bu durumdaki davranışlarıyla uyaran verildiğinde ortaya çıkan davranışları karşılaştırılarak yapılır.


İşlem sonlandığında aygıt pozitif tepkileri kaydeder. Bu yöntemin bir dezavantajı, sensorinöral işitme kayıplılarda rekruitmente bağlı yanlış pozitif tepkiler kaydetmesidir. Bu da başka yöntemlerin uygulanmasını gerekli kılmaktadır.



Oto-akustik Emisyon (OAE):


2 ila 4. günler arasında uygulanır. Ölçülebilir özellikte oto-akustik emisyonların varlığı ilk olarak 1978 yılında Kemp tarafından tanımlanmıştır. OAE’ler genelde çok düşük şiddette, kokleadan yayılan akustik enerjilerdir. Kokleadan orta kulağa, oradan da dış kulak kanalına yayılırlar. Dış kulak kanalına yerleştirilen bir mikrofonla ölçülerek çeşitli tekniklerle çözümlenirler.

Oto akustik Emisyon


Notingam İşitme Araştırmaları Enstitü programlanabilir oto-akustik emisyon sistem (POEMS) geliştirmiştir. Bu aygıtta saniyede 50’den az oranda 0–40 dB nHL’de geniş bant klik üreten sistem, minyatür hoparlör ve mikrofon, aşırı basıncı dengelemek için bir tüp menfez, preamplifikatör ve filtre devreleri ve sinyalleri gürültü oranında geliştirecek süre etki alanlı ortalayıcı bulunur.


Test parametrelerini programlayan, depolayan ve çözümlemeleri gösteren bir bilgisayar da gereklidir.  OAE, doğası gereği kullanılan uyarıcı modunun özelliğini taşır (kendiliğinden, uyarılmış, distorsiyon üretimi).


Deneysel bilgiler göstermiştir ki, gecikmiş tipte uyarılmış OAE’ler, hem çocuklarda hem de yetişkinlerde normal veya normale yakın durumda koklea olup olmadığını saptayan objektif bir yöntemdir. OAE’ler, özellikle risk faktörü yüksek bebeklerin taranmasında, pratik olması açısından giderek yaygınlaşmaktadır.


Objektif ve noninvasif bir yöntem olduğu gibi, düşük şiddetteki uyaranıyla uyuyan bebeklere dahi uygulanabilir. Bununla birlikte uygulanması oldukça kolaydır. İşitme uzmanının tek yapması gereken şey, probun dış kulak kanalının içersine sağlam şekilde yerleştirilerek bilgisayara bilgi akışının sağlanmasıdır.


Alternatif yöntemler


Yukarıda belirtilen test bataryalarının bulunmayışı gibi herhangi bir nedenle testin ileriye sarkması durumunda bebeklerin normal miktardaki seslere verecekleri tepkiler alternatif yöntemlerle de ölçülebilir.
Bebekler test sırasında beşiklerinde veya arabalarında kalabilirler. 4 ay ve üzeri bebekler ise bebekler yatar pozisyonda annelerinin kucağına durabilirler. Bebekler asala sesin kaynağını görmemelidirler; aksi takdirde test sonucunu etkileyecek ipuçları toplayabilirler. Bu yaş grubundaki çocuklarda saf ses yerine, karmaşık ses kullanılması beklenen tepkilerin ortaya çıkartılmasında çok daha etkilidir.


Özellikle uyarıcı frekans bandının genişli önemlidir. Manchester yüksek frekanslı bebek çıngırağı, çatal, kaşık, anne vb. başka anlamlı sesler gibi yaklaşık olarak kalibre edilmiş gürültüler, test edilen kulağa 20 cm uzaklıktan sunulabilir. Beklenen tepkiler bir önceki konuda anlatılanlara benzerdir.


Bu yönteme yapılan en büyük eleştiri, testin kimi zaman normal işiten çocuklarda dahi işitme kaybı varlığını düşündürtecek sonuç vermesidir.


Dikkat dağıtma teknikleri (6–12 ay)


Bu teknikler oriyentasyon refleksine dayalıdır. Bu yaş gurubundaki bebekler yalnızca uyarıcı sesi almazlar, sesi lokalize edebilmek için kaynağa doğru başlarını da çevirirler.


Bu çocukların bir diğer özelliği de mobilize olmaya başlamalarıdır. Artık kendi başlarına oturabilirler ve keşfetmeye çabaladıkları şeyler etrafında emekleyebilir ya da sürünebilirler. Bu nedenlerle, bebeğin sese karşı anlamlı bir tepki verdiğinin saptanabilmesi için bebeğin dikkati oyuncak, vb materyallerle başka yöne çekilecektir.


Bebek sesi işittiğinde, dikkati kayarak başını çevirecek ve kaynağa yönelecektir. Elde edilen tepkiler bebeğin içinde bulunduğu gelişimsel döneme uygun olmalıdır.


Stycar testi:


Dikkat dağıtma tekniği ilk olarak Ewings tarafından tasarlanmış ve daha sonra Stycar testiyle Mary Sheridan tarafından geliştirilmiştir. Test esnasında bebek, yüzü gözlemciye dönük biçimde annesinin kucağında oturur ve işitme uzmanı bir oyuncakla bebeğin dikkatini oyuncakta toplar. İşitme uzmanı, bebeğin görüş alanında kalmamak için gerisinde durur.

bebek_isitme


Önce bir taraftan, sonra diğer taraftan 10 saniye boyunca kulağa 1 metre mesafeden ses sunar. Normal düzeyde işiten bir bebek, ses kaynağına doğru aniden başını çevirerek tepkide bulunur. İşitme uzmanı, genellikle deneyimleri sonucunda geliştirdiği muayene düzeneğini kullanır.


Boel testi (7-10 ay):


Bu test tam olarak bir işitme testi olmasa da bu bölüm içine alınmıştır; çünkü dikkatte seçiciliğin değerlendirildiği tarama işlemlerinde oldukça önem kazanmıştır ve birçok Avrupa ülkesinde tarama testi olarak kullanılmaktadır.
Bu testin uygulandığı yaş dönemi oriyentasyonun en rahat saptandığı döneme karşılık gelir; bu nedenle bu test dikkat toplama teknikleri arasında da değerlendirilir. 10 aylıktan itibaren bebekler etrafta dolaşmalarının yanı sıra yakınlarındaki nesnelerle ve bunların fiziksel özellikleriyle meşgul olurlar ve bu yüzden bu testi uygulamak olanaksız hale gelir.


Karen Stensland Junker’in Stokholm Karolinska Enstitüsü’yle birlikte yaptığı çalışmalarla tasarlanan bu test, bu yaş dönemindeki bebeklerde dikkatte seçicilik olgusunun henüz görülmediği ilkesine dayanarak çalışmaktadır.

Karen Stensland Junker


Test materyalleri arasında kırımızı bir kıskaç, iç içe geçirilerek tutturulmuş (eş merkezli) iki gümüş halkadan yapılmış topaç, iki gümüş zil (8 kHz) ve iki gümüş top (2 kHz) bulunur. Her biri halkaya tutturulmuş olan toplar ve ziller işitme uzmanının parmaklarına takılır ve bebeğin dikkatinin bir yönde toplanmaması için avuç içinde tutulur. Ondan sonra uygulanacak işlemler şunlardır:


•    Bebek işitme uzmanının yüzüne bakacak şekilde annesinin kucağına oturtulur.
•    İşitme uzmanı görsel bir uyaran olarak kıskacı gösterir ve bebeğin kıskacı tutması için bebekte istek oluşturur.
•    Bebek kıskacı tutmak istediğinde, işitme uzmanı kıskacı yukarı, aşağı, sağa ve sola çevirerek bebeğin kıskacı gözleriyle takip edip etmediğine bakar.
•    Bebek kıskacı tutabilmek için kıskaca doğru elini uzatır; ancak bebeğin kıskacı tutmasına izin verilmez. Böylelikle bebeğin motor-göz koordinasyonu değerlendirilmiş olur.
•    Bebeğin dikkati kıskaca doğru en yüksek seviyeye çıktığında, işitme uzmanı kıskacı sağa doğru görür. Bu sırada bebek gözüyle kıskacı takip ederken işitme uzmanı diğer eliyle ilk ses uyaranını (frekans zili) sunar.
•    Böylelikle bebeğin kıskaç üzerindeki dikkati dağılır ve aniden başını çevirerek sesin geldiği noktaya bakar.
•    Çocukla yeniden göz kontağı kurulduktan sonra işlemler diğer kulak için tekrarlanır ve aynı işlemler diğer ses uyaranı (frekans topu) için de tekrarlanır.
•    Daha sonra, göz teması ve simetrisinin kontrolü için çocuğa gümüş topaç sunulur.
•    İşlemlerin sonunda verdiği tepkilere ödül olarak bebeğin kıskaçla oynamasına izin verilir.
•    Tüm işlemler 2-3 dakikadan uzun sürmemelidir.



Lokalizasyon teknikleri (6 ay – 3 yaş)


Bebeklerde lokalizasyon 6. aydan itibaren görülmeye başlar. Yukarıda anlatılan koşulsuz uyaran sunumuna dayalı dikkat dağıtma tekniklerinin yanı sıra koşullu oriyentasyon refleksine dayalı geliştirilen serbest alanda koşullu uyaranların sunulduğu teknikler bulunmaktadır.


Saf Ses Serbest Alan Testi:


Bebeklerin yaklaşık olarak 10. aydan itibaren, basit ses çıkaran nesnelere karşı ilgisi kaybolduğu için lokalize tepkileri güçlenmeye başlar. Bu açıdan bebeklerin dikkatlerini toplayabilmek oldukça güçleşir.


Bebeklerden istenilen tepkilerin alınabilmesi için, özellikle hastane ortamında çevresinde olup biteni fark etmeye başlamasıyla birlikte, onlara yeteri oranda cesaret ve güven duygusu vermek gerekir.  Gerekli durumlarda, test yapan kişi ve çocuk ikisi beraber bir odada, masada ya da zeminde gerçekleştirilebilir.


Güvenilir bir binaural serbest alan eşiği portatif bir serbest alan odyometresiyle (250-4000 Hz, 0-80 dB SPL) saptanabilir. Serbest alan tekniklerinin en büyük dezavantajı, her iki kulağın eş zamanlı olarak ölçülmesidir. Bu yüzden tek taraflı işitme kaybının bu teknikle saptanabilmesinin olanağı yoktur. İşlemler şu şekildedir:


•    Çocuk, işitme uzmanının yüzüne bakacak şekilde oturtulur.
•    İşitme uzmanı, odyometreyi masaya; çocuğun tarafında kalacak şekilde yerleştirir ve yan tarafta çocuğun dikkatini başka yöne çekmek için küçük bir oyuncak kullanır.
•    Odyometreden çıkan uyaran duyulduğunda, çocuğun meraklı bakışları görülebilir.
•    Her bir uyaran sunumundan önce, oriyentasyon refleksinin açık şekilde görülebilmesi için, çocuğun dikkati oyuncakla odyometrenin yan tarafında toplanır.

Suzuki Tiyatrosu


Suzuki Tiyatrosu:


Bu test Suzuki ve Ogiba tarafından 1961 yılında tasarlanmıştır ve oriyentasyon refleksinin akustik ve görsel olmak üzere çift yönlü uyarıcılarla uyarılabileceği ve koşullanabileceği ilkesine dayanır. İşitme yzmanı odyometrenin gerisinde durur. İki hoparlör çocuğa 45 derece açıyla bakacak şekilde yerleştirilmiştir.

Her bir hoparlör bir kutu içersine konmuştur. Kutunun dış yüzeyinde bir ekran vardır. Bu ekranda çeşitli görsel uyaranlar gösterilir. Bu test normal işiten çocuklarda oldukça kullanışlıdır; ancak, ,işitme kaybı olan çocuklarda bu testi uygulamak oldukça güçtür. Ayrıca, bu test işitmeyi yalnızca bilateral olarak ölçebilir. İşlemler şu şekildedir:


•    Çocuk hoparlörlere 80 cm mesafede, çapraz bakacak şekilde oturtulur.
•    Teste hoparlörlerin birisinden sunulan 500 ya da 1000 Hz’lik, tahmini olarak kestirilen eşik değer üstünde bir uyaranla başlanır.
•    Birkaç saniye sonra ses gelen hoparlörün altındaki ekrandan oyuncak bebek görüntüsü ya da çeşitli ışıklar belirir.
•    Çocuk başını ekrana doğru çevirir.
•    İşlem yanı şekilde diğer hoparlörde de uygulanır. Tüm bu işlemler, çocuk gelen sese koşullanması sağlanana dek tekrarlanır. Sese karşı koşullanan çocuk bir taraftan ses geldiğinde hemen o yöne bakacaktır.
•    Çocuk sese karşı koşullandıktan sonra, test farklı frekans ve şiddetlerde uygulanarak çocuğun eşik değeri saptanabilir.
•    Eşik, çocuğun başını çevirdiği en düşük şiddettir.

 


Görsel pekiştireçli odyometri (VRA):

(Visual Reinforcement Audiometry - Görsel Takviye Odyometri )
Bu testte Suzuki tiyatrosu gibi aynı yaş gurubuna uygulanan, ses oriyentasyonuna bağlı olarak, görsel pekiştirenlerle koşullandırılmış tepkilerin ölçümüne dayanan bir testtir. Dört tip temel tepki elde edilir:


•    Refleksi davranış: Mimiklerde değişim; auropalpebral reflekse bağlı olarak alında oluşan buruşma. En temel tepki biçimidir ve genelde 6–12 aylık yaş aralığında görülür.
•    Gözlemsel tepkiler: Sesle görüntü arasındaki bağlantı çözülmüştür. Ses geldiğinde, çocuk beklenti içersinde hoparlöre veya işitme uzmanına bakar.
•    Oriyentasyon tepkileri: Çocuk, sunulan görsel bir uyaran ardından ses geleceğini tahmin eder ve doğrudan pencereye bakar.
•    Spontane tepkiler: Pencereyi gösterir, parmağını kaldırır, gülümser veya ses çıkarır. En çok gelişen tepki biçimidir.

oyuncak_isitme_test


Çocuklar çok çeşitli oranda tepki gösterebilirler. Gösterdikleri tepkinin sese karşı gösterilen gerçek tepki olarak doğru biçimde saptanması işitme uzmanının becerisine ve deneyimine bağlıdır. VRA odyometre, temel odyometre özellikleri taşıdır.


Ayrıca bu aygıtın bir anahtar tablosu, bir kenarı içbükey; parantez şeklinde dikdörtgen bir kutu biçiminde temel parçası ve içbükey kenarın sağında ve solunda birer ekran ve aynı kenarın uçlarına sabitlenmiş iki hoparlör bulunur.


Hoparlörler, kutuya sabitlendiği oynak kollarıyla çocuğun kulaklarının 15 cm yanına dik şekilde yerleştirilir. Orijinal sürüm 1969 yılında Liden ve Kankkumen tarafından 6–30 aylık çocuklarda monoaural eşiğin saptanabilmesi için tasarlanmıştır. Uygulama işlemleri aşağıda verilmiştir.


•    Çocuk annesinin kucağında, ekranların karşısına oturtulur ve oyuncaklarla oynamasına izin verilir. Herhangi bir açıklama yapılmaz.
•    Kuş cıvıltısına benzeri akustik uyaran, test frekanslarında (250 – 4000 Hz), tahmini olarak eşik üstü bir değerde;  30 – 40 dB SPL’de sunulur.
•    Test edilmeyen kulak bir tıkaçla kapatılır ve baş gölge etkisini güçlendirecek bir materyal takılır. Bu önlemler güvenilir düzeyde monoaural ölçüm yapabilmek için alınır. Özellikle tek taraflı işitme kaybının olması durumunda bu önlemler çok önemlidir.
•    Çocuk tepkide bulunursa, oynamayı bırakarak hoparlöre veya işitme uzmanına bakar.
•    Bu aşamada, ekranda sunulan ilgi çekici bir görüntüyle uyarıcı ses pekiştirilir ve böylelikle çocuğun isteklendirilme düzeyi artırılır.
•    İşlemler her iki kulakta, farklı şiddet ve frekanslarda tekrarlanarak eşikler saptanır.
•    Bir kulağın eşiğinin saptanması 15 dakikayı geçmemelidir.


Canlandırmalı oyuncak versiyonu:


Orijinal testin modifiye edilmiş hali olan bu versiyonunda görüntülü pekiştireç yerine hareket eden mekanik oyuncaklar kullanılmaktadır. Bu testte:
•    Çocuğun uyarıcı sese gösterdiği her bir tepkinin ardından işitme uzmanı, kontrol panelinde bulunan düğmeyle oyuncağı çalıştırır.
•    Çocuk hareket eden oyuncaktan ürperse, işitme uzmanı hareketi durdurur ve oyuncağın sadece ışık vermesini sağlar. İşitme uzmanı oyuncağın çekiciliğini artırmak istediğinde, her iki düğmeye basarak oyuncağı hareketlendirir ve aydınlatır.


Yukarıda anlatılan VRA işlemleri 6 – 30 ay arası çocuklarda uygulanabileceği belirtilse de, 12 – 18 aylıktan itibaren güvenilir düzeyde koşullu tepkiler alınmaya başlanır. Hatta deneyimli işitme uzmanları, ölçümleri kulaklıkla dahi yapabilirler.

VRA 3 – 6 yaş arası çocuklarda da kullanılabilir. VRA teknikleri aşağıda anlatılan koşullamalı tekniklerle karıştırılmamalıdır. Diğerler tekniklerle olan temel farkı, verilen tepkide yatar. VRA’da çocuktan spesifik bir tepki vermesi beklenmez veya tepki verme biçimine müdahalede bulunulmaz.

Diğer yöntemlerdeki gibi çocuğun etkin şekilde katılımına da gerek yoktur. VRA odyometri giderek gelişen ve yaygınlaşan bir tekniktir. Bazı küçük değişiklerle küçük çocuklarda auropalpebral refleksin ortaya çıkartılması, işitme cihazlarının değerlendirilmesi ve binaural eşiğin saptanması gibi işlemlerde de kullanılabilir.

 


Koşullamalı teknikler (3 – 6 yaş)


Üç yaştan itibaren çocuklarda, sesi işittiklerinde basit tepkilerde bulunmayı sağlayacak koşullamalar yapmak olanaklı olmaya başlar. Bu testte çocuğun etkin biçimde katılımı gerekir. Bu teknikler, tek tek her iki kulağın hava ve kemik yolu eşiklerin saptanabilmesi sağlaması açısından oldukça avantajlıdır; ancak uygulanması için daha çok zaman ve çocuğun dikkatinin oyunlarla yöneltilmesinin sağlanması gerekmektedir.


Oyun odyometrisi 1:


Utangaç bazı çocuklarla, mental olarak durgun çocukların başlangıçta serbest alanda koşullandırılmaları gerekmektedir. Çocuk serbest alana alışmasıyla beraber rahatlar ve fazla direnç göstermeden kulaklık takmayı kabul eder.

oyun-audiometry


Çocuk, işitme uzmanının karşısına oturur ve uyaran verilmesine genelde 80 dB HL’de başlanır. Uyaran aşamalı olarak 5’er derecelik basamaklarla düşürülür. Çocuk akustik uyaranlara oyun içersinde yanıt verir; örneğin çocuk bir kabın içersine boncuk atar veya Legolarla yapılan bir kuleye kat inşa eder, vb. gibi. Çocuğun oynadığı oyun verdiği yanıtlara karşılık gelmiyorsa, oyun oynamasına izin verilmez.


Böylelikle çocuk, kendisinden beklenen doğru tepkileri verdiği sürece oynamaya devam edebileceğini anlar. İşitme uzmanı, test esnasında uygulanmak üzere çocukların ilgilerini çekmeye yönelik farklı oyunlar türetilebilir.


Oyun odyometrisi 2:


Aşağıdaki iki test aynı koşullanma işlemlerine dayansa da, çocuğa verilen ödülün özgünleşmesi açısından yukarıdakinden farklılaşır. Kullanılan materyaller daha pahalı olabilir ve her klinikte sağlanamayabilir. Test çift kabinli bir ortamda gerçekleşmelidir. Odyometrenin bulunduğu kabinde işitme uzmanı bulunacaktır, diğer kabinde ise çocuk ve oyuncaklar bulunacaktır.

oyun_odyometri


Bip gösterisi testi 1947 yılında Dix ve Hallpike tarafından tasarlanmıştır. Serbest alan koşullanmasına dayalıdır; ancak artık kulaklık kullanılmaktadır. Bu testte çocuğa akustik uyaranı duyduğunda düğmeye basması söylenir. Çocuk düğmeye uygun anlarda bastığı sürece bastığında önündeki ekranda bir süreliğine dikkat çekici görüntüler çıkar.

Tren gösterisinde ise çocuk sesin geldiğini düşündüğü anda düğmeye basar ve oyuncak bir tren bir müddet hareket eder.

 

Alıntı: www.odyometristlerdernegi.com